2022–2024 yılları arasında ürettiği “Başka Türlü Anatomi” serisi, klasik anatomi atlaslarının beyaz, heteronormatif beden temsilini, mevcut dünya düzeninin bir yansıması olarak ele alır. Serindağ, farklı etnik kökenlerden ve cinsiyet kimliklerinden bedenleri görünür kılarak, tek tip normların karşısına çoğulluğu ve çeşitliliği koyar; başka türlü bir anatomi atlası üzerinden, başka türlü bir dünya ihtimalini resmeder.
Helin Serindağ, 2015’te tıp fakültesini bitirip dört yıl nöroloji asistanlığı yaptıktan sonra hekimliği bırakıp resim yapmaya karar vermiştir. Assos’un şehirden oldukça uzak bir dağ köyüne yerleşen Serindağ, burada tarımla uğraşıyor; domates yetiştirip şarap yaparak eğleniyor, resim yaparak mutlu oluyor.
Helin’in anatomik olarak son derece doğru çizilmiş figürlerine ve bu figürlerin bedenlerine yapıştırılmış iç organlara bakıldığında sürrealist, hatta hiperrealist bir algıya kapılabilirsiniz. Ne var ki resimler ontolojik açıdan incelendiğinde, sanatçının insan varlığının varoluşuna, insan benliğine ve kökenine inen bir arayış içinde olduğunu fark ediyorsunuz.
Antik Yunan felsefesinin temellerini atan Aristoteles, Platon gibi düşünürlerin “fizikle iç doğa”yı araştırdıkları gibi, Helin de bir hekim olarak insan varlığının fiziksel görüntüsü ile içsel doğası arasındaki ilişkiyi araştırıyor görünüyor. Resimlerini incelediğinizde sosyal gelenekleri, ahlakı ve baskıcı siyaseti de sorguladığını görüyorsunuz. Sorgulamakla kalmıyor, baskıyı protesto ediyor. Bir “protest” sanatçısı olmanın peşinde Helin!
Önce, varoluşçuların yaptığı gibi fenomenolojik olarak, insan bedenini betimlerken insan fiziğinin iç doğayla ve ruhla ilişkisini inceliyor; görünürle görünmeyeni, insanın fiziksel varlığıyla içsel varlığını araştırıyor. Bunu hem bir hekim hem de bir kadın olarak yapıyor ve bunu yaparken “insan hakları”nı, özellikle “kadın hakları”nı savunuyor.
Betimlediği gerçekçi figürlerle şunu söylüyor: “Tüm insanlar eşittir. Siyah ya da beyaz, Katolik ya da Müslüman, Ortodoks ya da Budist! Lezbiyen ya da gey! Her kişinin bu ölümlü hayatta istediği gibi yaşamaya hakkı vardır; sosyal ya da fiziksel koşullar ne olursa olsun. Çünkü insan, birey olarak değerlidir.” Jean-Paul Sartre’ın romanlarında savunduğu gibi, “insan kendi değerini kendi oluşturur” diyor.
Helin bir hekim olduğu için insan anatomisini çok iyi tanıyor, çevresini dikkatle incelemeyi de biliyor. Geyşayı betimlerken figürün estetik görünüşünü dikkate alıyor; çiçekli kırmızı kimonosunun kıvrımlarını, yelpazesini gösteriyor. En önemlisi, zarif bir hareketle elini kaldırarak, tüm ayrıntılarına kadar doğru işlediği ve bir pırlanta bilezik gibi bileğine taktığı “pelvis”i sergiliyor. Yani “özgürlüğünü” ilan ediyor; “Kadınım”, “Hürüm”, “İstediğim gibi yaşarım” demek istiyor.
Bir Drag Queen’i resmederken kişinin giydiği sabahlığın dantellerini, ruju tutan ojeli parmaklarının zarafetini, tuvalet masasının üzerindeki öteberiyi tek tek işleyerek gösteriyor.
İranlı Mahsa Amini’nin öldürülüşünü protesto eden aktivist Nasibe Shamsaei’nin saç telinin anatomisini çiziyor. Her insanın yaşanacak tek bir hayatı varken, Mahsa Amini’nin saçını gösterme hakkını tanımayıp onu katleden “iktidar gücü”nü kınıyor, protesto ediyor.
Tüm bu betimlemelerinde Helin, kendi mesleğine dönerek, teşrih masasındaki bir hekim gibi figürünün bedenini yırtıp açıyor; istediği organı söküp çıkarıyor, aslına uygun olarak çizip resmediyor ve figürünün gereken yerine postmodern bir tarzda yapıştırıyor. “Bak, işte eşitlik budur!” diye haykırıyor.
Helin elbette sanat yolunun başında. Ama ne istediğini biliyor. İstediğini nasıl daha sanatsal bir görüntüyle vurgulayabileceğini ona yılların emeği gösterecek. Yolun açık olsun Helin Serindağ!
İranlı bir Kadının Saç Teli Anatomisi
50x70 cm kavak kontrplak üzerine yağlı boya, 2022
Not: Mahsa Amini’nin öldürülüşü ardından İstanbul’da İran Konsolosluğu önünde saçını kesen aktivist Nasibe Shamsaei’den onam alınmıştır.
Sadhu, Hinduizm inancına göre kutsal insan, çileci. Toplumun sadakalarıyla karnını doyurur. Vücuduna ölümlülüğün hatırlatıcısı olarak kül sürer, çünkü kül daha fazla yakılamaz.
Deq/Dek: Anne sütü ve lamba isi ile yapılan geleneksel dövme. Yüzlerce yıllık gelenek, kaybolmaya yüz tutmuş. Güzellik, şifa, güç, bereket, doğurganlık, ne istiyorlarsa hayatlarında sembolünü nakşediyorlar bedenlerine Kürt kadınlar, dua gibi.
Bir Filistinlinin Duyu Organları Anatomisi (Başka Türlü Natürmort)
30x42 cm kavak kontrplak üzerine yağlı boya, 2023
Hala sürmekte olan savaşın etkisiyle ürettiğim bu resim, izleyiciye aynı duyu organlarına sahip olduğumuzu hatırlatıp, hangimizin bu şahitliğe dayanabileceğini sorguluyor, empatiye davet ediyor.
Bağış eseridir. Satılması halinde tüm geliri Filistin’e tıbbi malzeme desteği gönderilmesi için MSF Sınır Tanımayan Doktorlar’a bağışlanacaktır.